Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Kitap Doktoru
27 Mayıs 2007 Pazar | 09:38

Efkarlı efkarlı elini sallayarak sürdürüyor konuşmasını: "1946 yılında Sahaflar Çarşısı yandığı zaman Bakırcılar Çarşısı civarında 300 mücellid vardı ve İstanbul'un nüfusu 1 milyon idi. Şimdi İstanbul'un nüfusu neredeyse 20 milyona yaklaştı, ama üç mücellid dahi kalmadı geriye..." Cildcilik sanatının babadan oğula, ustadan çırağa geçtiğini belirten Rafet Güngör, "Babam peynir ustasıydı ama ben kendimi bildim bileli cildciyim. Süleymaniye Kütüphanesi'nin Müdürü Rahmetli Halit Dener beyden çok şey öğrendim. O, 6 lisan konuşan ender bir ilim adamıydı. Yıl: 1963... Süleymaniye Kütüphanesi'nde çalışıyorum. Benim kitaplarla haşır neşir olduğumu görünce Mimar Sinan Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan İslam Seçen beyin yanına gönderdi. İşte o gün bugündür bu sanatla ilgiliyim" diyor.

Osmanlı kitabına İran cildi yapılmaz
Modern ve klasik cild sanatının iyi bilinmesi gerektiğinin altını çizen Rafet Güngör, bu işin usta-çırak usulü öğrenilebileceğini söylüyor. Bu konuda İstanbul'un payitaht olduğunu belirten Güngör, konuşmasını şöyle sürdürüyor: "Kağıt ve cildciliğin de keşfi Uygur Türkleri zamanında oluyor. Eskiden rulo halinde yuvarlama tekniğiyle muhafaza edilen kağıtları Türkler cildleyip saklıyor. Cildçiliğe başlamak için kitap sevgisi lazım. Yazma eser cildcisi bir kere Osmanlıca ve Arapça'yı çok iyi bilecek. Sonra hat sanatından anlayacak. Devirleri ve tarihi Aklam-ı Sitte'yi çok iyi bilmek lazım. Her devrin ayrı bir ekolü var. Bizimki Kıblet-ül Hattat-i dediğimiz ekoldür. Bir eseri önünüze aldınız mı Abbasi dönemi mi, Selçuk mu, Memlük mü, İran mı veya Osmanlı mı bunu bilmeden olmaz. Kitabe sayfasına, mukaddime sayfasına bakmak gerek. Hangi tarihte yazılmış, kim tarafında yazılmış? Bir Osmanlı kitabına İran cildi yaparsanız rezil olursunuz. Bir Memlük eserine bir Selçuk cildi yapılamaz."

Padişahın 'Berat'ı hurdacıda..
Ecdad yadigarları ehil olmayan ellerde mahvoluyor. Bundan iki yıl evvel hurdacıda bir berat gördüm. Nefis bir şey. Abdülhamid Han devrinden kalma. Utandım ve gözlerim doldu. Bu bizim milletçe ayıbımız. Sultanın verdiği berat bir hurdacıda, gel de üzülme. Süleymaniye Kütüphanesi'nde çalıştığım günlerde bir bürokrat geldi. Eski dönemlere ait bir yazma Kur'an-ı Kerim getirdi. Müdürümüzün emri ile derledik, toparladık ama adam beğenmedi. Tenkit ederek sayfa kenarlarını giyotinle kesmem hususunda diretti. Muammer bey olsa ikna edebilir ama bizi dinlemedi. Biz de adamın tenkitleri ve ısrarı üzerine gittik şöyle ağız kısmından uygun bir pay ile kestik. Tam o arada Muammer bey içeri girmesin mi? Kitabı görünce çok hiddetlendi. "kim kesti bunu?" deyince cevap vermek zorunda kaldım. Bana acı acı bakıp, "Rafet, keşke bileklerimi kesseydin de bu kitabı kesmeseydin" dedi.


> Rüyadaki manevi işaret
Bir gün Süleymaniye Kütüphanesi'ndeyken müdürüm Muammer Ülker bey bana bir eser getirdi. Bu eser, Muhammed Şemseddin Sivasi Efendi'nin gümüş plakalara oyma tekniği ile yazılmış Delail-i Hayrat'ı idi. Tabii zamanla kararmış. Temizlenmesi ve dikilmesi lazım. İyi de metal nasıl dikilir? Kumaş veya deri değil ki, iğneyi batırıp dikesin. Ne yapabilirim diye düşünürken dalmışım. Rüyamda hocamın karnının yarıldığını ve benim de bu yarayı diktiğimi gördüm. Bir uyandım ter içinde kalmışım. Bunda bir iş var deyip tekrar levhaları temizledim, küflerin arasında delikler vardı ve oksitten kapanmışlardı. Şoke oldum ama çok da sevindim. O deliklerden güzelce diktim. Yeryüzündeki bu emsalsiz eser şimdi Türk-İslam Eserleri Müzesi'nde sergileniyor.

> Bu sanat dipsiz bir kuyu
Cild sanatının dipsiz bir kuyu olduğunun ifade eden Rafet Güngör, İran'da cild sanatında hayvan figürlerinin kullanıldığını, Türk sanatında ise çiçeklerin stilize edildiğini belirtiyor ve ekliyor; "Memlüklüler ve Selçuklularda hendesenin hakim olduğunu biliyoruz Osmanlı'da 16. yüzyılda cild sanatı zirve yapmıştır. Devlet ne kadar yükselirse sanat o kadar yükselir. Mücellid bildiğini değil, eserin istediğini yapmak zorundadır. Onarım istiyorsa onarım yapacaksın. Kapağını değişmek bizim haddimiz

Kaynak : Türkiye  ( İnan ARVAS)

 

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı