Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Girdap…
06 Ekim 2010 Çarşamba | 23:32

İnsanımız tiril tiril şefkate, dolu dolu mutluluğa ne kadar da muhtaç…
Şu topluma baksanıza... Hiçbir şey tam değil...
Hep idareten yaşıyor insanlar...
Olabildiği kadarına razılar sevinçlerin...
Hep idare ede ede süren bir ruh sıcaklığı...
Buz tutmuş olanlar sözümün dışında... Ben maneviyat hazinelerinden birkaç kuruşa sahip olanları, imanı olanları işaret ediyorum...
Öyle bir darbe yedik ki ruh kökümüze... Bu darbe öyle bir toplum çıkardı ki karşımıza...
Alışkanlıklar, nefsani hevesler, hayatı sürdürmek için yapılması mecburi olan işler, çevre; toplumu oluşturan her ne varsa, bir girdaba dönüştü adeta...
Bu girdaba kapılan veya boğulmamak mücadelesi veren insanlar, mutluluğu getirecek manevi sebeplere dönüp bakmakta zorlanır oldular...
Hep merak etmişimdir… Ruhunu şu tasvirini yaptığımız ve yapacağımız cemiyette, tam huzura kavuşturabilmiş kaç kişi var acaba, diye...
Hep bir şeyler takıla takıla gidiyor değil mi?

KENDİNİ KENDİNE İTİRAF ET ARTIK…

Bu kadar kendisini seven insanlardan oluşan bir toplumdan ne beklenir ki...
İnsanın kardeşi bile önce kendisine şefkat ediyorsa, önce kendisini düşünüyorsa; geriye ne kalacak ki...
Altta kalanın canı çıksın düşüncesi, evlerimizin bile içine sızmadıysa şükür edelim... Sokaklar, iş çevresi, sosyal ortam bu gerçekle dolu...
Kimsenin kimseye şefkati kalmadı gibi...
Maalesef şu an bu gerçek hüküm sürüyor...
Şefkat sevgiden doğar...
Allah sevgisi, Peygamber sevgisi verir bu duyguyu...
Haya (utanmak) duygusu da imandan kaynaklanır...
İman örselenince veya kalmayınca; şefkat ve utanma, yerini zulüm, gaddarlık ve pişkinliğe terk eder...
(Haya imandandır) buyuruyor Yüce Peygamber (aleyhisselam)
O halde yaşadığımız şu toplumda; şefkat dolu sevgi, huzur, edep kalmadıysa, bir şeyler yanlış, yanlış, yanlış...
Bu yanlışı tespit etmeli evvela... Kendimizde veya yakın çevremizde bu bulaşıcı hastalıktan var mı? Önce bunu tespit etmeli...
Hastanın şifa bulması için, önce hastalığının ne olduğunun tespit edilmesi gibi; kendimize bunu itiraf edebilmeliyiz... Sonra da ilaç kullanmalı...
Eğer bu tespiti bir an önce yapmaz isek, gözümüzü buna kapar isek, ruhumuzu tam dolduracak huzura da kavuşamayız...
Önce itiraf et kendine...
Yoksa işine hep o gerginlikle, bezginlikle gideceksin...
Evine aynı yıpranmışlıkla döneceksin...
Hep dokunsalar ağlayacak halde olacaksın...
Tam anlamıyla şefkati bulamayacaksın...
‘Nedir bu çektiklerim’ demeye devam edeceksin... Bulabildiğin kadar neşeye razı olacaksın...
Neşeli halinde bile, seni içten içe kemiren, tarifini yapamadığın ruh sıkıntın devam edecek...
Karamsarlık yakandan düşmeyecek... Gelecek endişelerin, geçmiş takıntıların psikolojini hep alt üst edecek...
Önce kendini kendine itiraf et...
Toplumu kendine itiraf et...
Hazret-i Ömer 'radıyallahü anh' (İnandığınız gibi yaşamazsanız; yaşadıklarınıza inanmaya başlarsınız) buyuruyor...
Toplumun akıntısına kapıldığını ve bunun yanlış olduğunu kabul et artık... Yoksa çıkışı bulamazsın... Herkes kendi doğrularını fikir çilesi çekmeden sana dikte ettiriyor, söz ve davranışlarıyla...
Kendi şehvet ve hırsları var davranışlarının temelinde...
İstisnalar sözümüzün dışında... Hayranız onlara...
Rahatsız ol önce mevcut yaşantından...
Aslında zaten rahatsızsın da, değilmişsin gibi davranma en doğrusu...
Kapılma kalbinde nur olmayanların yol açtığı akıntıya...
Önce bunu kendine dürüstçe söyle ve ardından aç ellerini, Rabbine dua et...

ÖYLE Mİ… VAH VAH ÇOK ÜZÜLDÜM!..

Yığınlar sele kapılmış gibi bir hayat yaşar oldu...
Artık bir apartmanın alt katında cenaze, üst katında düğün var...
İşinden, gücünden olan ve o akşam ailesiyle birlikte yıkımı yaşayan ailenin durumu, komşusunu ilgilendirmez oldu derinliğiyle...
Halbuki, "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" buyuruyor Allahın Sevgilisi...
Sıkıntıya düşen arkadaşını klasik sözlerle teselli eder oldu diğer arkadaşı (!)...
Ruhunun derinliklerinde duymuyor acısını...
Merhamet buz tuttu, buz tuttu...
İnsanlar kendini sever oldu sadece... Bu duruma yazıklar olsun...

İNSANLIK SEMASININ YILDIZLARI…

Böyle çürümüşlüklerin içinde, taptaze fidanlar da var şu cemiyette...
İnsanlara, hayvanlara, tüm canlılara şefkat edenler de var... Hep de olacak bu Allahın sevgili kulları...
Belki görünmüyorlar ama; gecenin bir vaktinde, karanlığı ışıl ışıl delen; şefkat gözyaşları akıtıyorlar bu insanlar için...
İnsanlık semasının yıldızları onlar... Kuytularda, izbelerde işsiz kalmış, tanımadıkları insanları, çocuklarını düşünüp tutamıyorlar gözyaşlarını...
Veya çevresi aşağıladığı için, yalnız kalmamak için namazını kılmayan gençlere acıyor yürekleri...
Çoluk çocuğuna iki lokma getirebilmek için, kışın soğuğunda, sabahın köründe evinden işe giden kadınlara acıyor onlar...
Hatta kötü yola düşenlere çatlıyor yürekleri...
Onların durumundan istifade eden alçaklar, kan sıçratıyor beyinlerine... Onlara yardım eli uzatamamanın acısı kemiriyor içlerini...
Rahat değiller seccadelerinin üzerinde... Tespihlerini yıkıyor gözyaşları... Rahat değiller...
 
KİMSESİZLERİN KİMSESİ…

Allah dostları bilinmez kuytularında... Rabbim onları tanımamızı nasip etsin...
Dua edelim... Bizi bu toplumdaki girdaptan çıkarıp, doğru yola kavuşturacağına söz veriyor Rabbimiz... İstersek, talep edersek, o yolu tanıtacağına yüce kitabı Kur'an-ı kerîmde söz veriyor...
Ruhumuzun tamamına şefkat edecek dostları var O'nun yeryüzünde...
Bulacaklar sizi...
Kuluna şah damarından yakın olduğunu bildiren Rabbine sığın yeter ki gözyaşlarıyla...
"Kimsesizlerin, gariplerin dost ve yardımcısı, Allah ve Resulüdür" buyuran Şanlı Peygamberin hatırına iste O'ndan...
Ne duruyorsun hâlâ...

omercetin@saatlimaarif.com
omer.cetin@tg.com.tr

  Ö. Çetin Engin kategorisindeki en yeni içerikler
- Saflık, tarife muhtaç...
- BİD'AT... AT GİTSİN...
- Tom’la Linda’nın aşkı
- Girdap…
- Çağrı… -2-
- Çağrı… (Çağrılanlar...)
- Kainatta zerre bile değiliz (Biraz da tefekkür)
- Mezuniyet töreni (Danimarkalı karikatüriste ithafen…)
- Huzur (Bunalımların sebebi)
- sADAKta çok ok var… (2009'da yaşanmış diyaloglar…)
- Veliler yolu -2- (Aşk ateşinde piştiler)
- Veliler yolu…
- Büyücü...
- Seni Seviyorum (!) (Tramvayda travma)
- Şefkat deryaları
- Cennet yolunun yolcuları
- 250 binlik gelinlik
- Merhamet… (Günahkârlar için yazıldı…)
- Sıkıntın mı var… Oku geçer…
- Habil amca -8- Perşembe’ye düğünüm var…
- Habil amca -7- Güneş ufka yaklaştı
- Habil amca -6- Cennet bahçesine girmek istiyorum
- Habil amca -5- Aşk hikayesi
- Habil amca -4- Buluşma vakti
- Habil amca -3- Kabirden gelen ses
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı