Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Kainatta zerre bile değiliz (Biraz da tefekkür)
27 Mayıs 2010 Perşembe | 00:18

Işık saniyede 300 bin kilometre hızla gidiyor... Işık hızının yıllık kat ettiği yol yaklaşık 10 trilyon kilometredir... Dünyamıza Güneş'ten sonra en yakın yıldızın uzaklığı 4 ışık yılı mesafede... Yani 40 trilyon kilometre uzaklıkta... Bu şu demek... O yıldızdan çıkan ışınların dünyamıza ulaşması 4 yılı buluyor... Öyle bir hızla bile dünyamıza ışığın gelmesi için 4 yıl gerekiyor...

Bizim de bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi'nin yıldızlarının dünyamıza uzaklığı hayal edilemeyecek kadar çok... O kadar uzak ki; saniyede 300 bin kilometre hızla gelen ışıkların dünyamıza yetişmesi için yüzyıllar geçmesi gerekiyor... Bilim adamları Samanyolu'ndaki yıldızların dünyaya uzaklığını ortalama bir değerle ölçtüler... 600 ışık yılı... Yanlış okumadınız... 600 ışık yıllık bir mesafe...
Yani biz geceleri gökyüzüne baktığımızda yıldızların o anki halini görmüyoruz... İstanbul'un fethi zamanındaki hallerini görüyoruz... Çünki 1453'te o yıldızlardan çıkan ışınlar henüz dünyamıza yeni ulaşabildi...

İNSAN GÜNEŞ'LE ATOM ARASINDA...

Güneş'in dünyaya uzaklığı 150 milyon kilometredir. Güneş bize en yakın yıldızdır. Bu mesafeyi 8 dakika 20 saniyede alır. Dolayısıyla sabah güneş doğduğunda aslında biz onun 8 dakika 20 saniye önceki halini görmüş oluruz... O andaki halini gösteren ışınlar yolda olup henüz gelmemiştir de o yüzden... Güneş aniden sönseydi biz onu 8 dakika 20 saniye daha gökyüzünde görürdük... Sonra dünya kararırdı...

Güneşin ısısının merkezine doğru 15-40 milyon derece arası olduğu tahmin ediliyor. Bu müthiş ısıda atomlar serbest uçuşur. Elektronları yoktur... Dolayısıyla güneşte katı madde yoktur... Baştan başa gaz topağıdır... Dış yüzeyinde ısı 6 bin derece civarındadır... (40-50 derece sıcaklığa dayanamıyoruz)

İslam Alimleri 'rahmetullahi teala aleyh' Cehennem'in sıcaklığını tarif ederken, "Güneşi cehenneme atsalar büzüşürdü" buyurmuşlardır... Ateşte büzüşen naylon gibi... Allahü teala hiçbirimizi oraya sokmasın... Hepimizi affetsin...

İnsan güneş ile atom arasında bir varlıktır. Bir insan 10 üzeri 28 atomdan oluşurken, güneş de 10 üzeri 28 insan kütlesindedir. Güneş dünyanın 1 milyon 300 bin katıdır. Güneşi bir stadyum büyüklüğünde düşünürsek, dünya sahanın ortasına konmuş bir portakal kadar kalır... Bununla birlikte öyle büyük yıldızlar vardır ki onları bir deniz topu büyüklüğünde düşünürsek, güneş o yıldızın yanında bezelye tanesi kadar yer kaplar... Pistol adlı yıldız güneşin 500 kat büyüklüğündedir. Güneşten 10 milyon kat daha parlaktır... Güneşin içi karanlıktır. Milyonlarca derece ısıda atomlar serbest halde uçuştuğundan ışık olmaz...
("Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelişinde [uzayıp kısalmasında] akıl sahipleri için elbette ibret verici deliller var" [A. İmran 190.] âyeti varken nasıl ağlamayım? Bu âyeti okuyup da tefekkür etmeyene yazıklar olsun!) [Hadis-i şerif - İ. Hibban]

UZAYDAKİ GÖZ... HUBBLE...

Hubble teleskopu 1990 Nisan ayında uzaya fırlatıldı... Çok önemli buluşlara bu araçla imza atıldı. Birkaç sene kadar önce evrenin kenarındaki dev patlama Hubble tarafından görüntülendi... Bu bir galaksi oluşumuydu...
Şimdi sıkı durun... 10 milyar ışık yılı ötemizdeydi bu patlama... Yani bu patlama 10 milyar yıl önce olmuş... Ama o kadar uzaktaki; ışık hızıyla (saniyede 300 bin kilometre) gelen ışınlar 10 milyar yıl sonra yeni gelebildiler... Birkaç sene önce Hubble tarafından görülebildiler... O galaksinin 10 milyar yıl önceki halini görebildi Hubble... Şimdiki halini değil... Şimdiki halini görmek için 10 milyar yıl daha beklemek gerekiyor... O ışınlar henüz yoldalar... Ama biliyoruz ki kıyamet artık çok yakın... O kadar vaktimiz yok...
(İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; Onlara de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.) [Ahzab 63] dinimizislam.com...

BİRBİRİNİN YANIBAŞINDA YILDIZLAR (!)

Dünyamızın da içinde bulunduğu Samanyolu... Bir ucundan bir ucuna gitmek için bir uzay gemisi yapsaydık... Bu geminin de saniyede 300.000 kilometre hızı olsaydı (ki mümkin değil)... Bu mesafeyi almak için 130 bin yıl uzayda uçmamız gerekirdi... Kaldı ki ne bu hızda madde kalır, ne biz canlı kalırdık o geminin içinde... Samanyolu böyle büyük bir galaksi... Bu galakside geceleri başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda gördüğümüz yıldızlar mücevher gibi parlar... Birbirlerinin hemen yakınında gözükürler... Halbuki bu yıldızların birbirlerine uzaklığı yüzlerce ışık yılıdır... Her biri kendi yörüngesinde saniyede 100 kilometre hızla giderler...
Atlas Okyanusu üzerinde uçan bir tayyarenin pilotunun her üç saatte bir denize nohut attığını düşünün... İşte yıldızların birbirine uzaydaki yakınlık oranı, bu okyanustaki nohutların haline benzer...

MATEMATİK Mİ? O DA NE...

Bizim galaksimizde 150 milyar yıldız olduğu hesaplanmış... Haydi hep beraber şaşıralım... Samanyolu galaksisi gibi de 150 milyar galaksi var... Hepsinde bizim galaksimiz kadar yıldız olduğu tahmin ediliyor ki; karşımıza 150 milyarx150 milyar gibi bir sayı çıkıyor... Bizim galaksimiz 130 bin ışık yılı büyüklüğündeyse, uzayın (evrenin) büyüklüğünü düşünelim (veya düşünemeyelim)

Hava balonlarının doldurulmasında kullanılan Hidrojen gazının bir gramında yüz elli bin kerre trilyon atom vardır... Bu kadar büyük kainatın, bu kadar çok varlıkların kaç atomdan oluştuğunu hangi matematik bize söyler... Üstelik bu kadar çok yıldız, bu muhteşem büyüklük bir yana; evrendeki boşluk yıldızların kütlesinden çok çok daha fazla...

"Göklerde, meleklerin ibadet etmedikleri, boş bir yer yoktur. Göklerin her yeri, rükûda veya secdede olan meleklerle doludur" buyuruluyor... Yedi kat göklerin hepsinde... O göklere daha sonra geleceğiz...
Ya meleklerin sayısını hangi matematik söylesin...

KAİNAT ZERREYE YERLEŞMİŞ...

Bing Bang (büyük patlama)... Yıllar önce Newsweek dergisi büyük patlamanın ispat edildiğini, 'Bilim Allah'ı buldu' başlığıyla verdi... Tahminen 13-15 milyar yıl önce oldu... Öyle bir patlamaydı ki, onun süratiyle 150 milyar galaksi halen daha genişliyor... Ama her patlamada parçalar düzensiz savrulur... Bu patlamada ise bütün parçalar muhteşem bir ahenkle savruluyor...
Uzayın büyüklüğünü hesap etmenin daha doğrusu kavramanın imkan dışında olduğunu anlamış bulunuyoruz... Sadece 'çok büyük' diyebiliyoruz... Öyle ya, bir ışığın saniyede 300 bin kilometre hızla milyarlarca yıl katettiği yolu neyle ölçebileceğiz... Belki rakam olarak ifade edebiliriz ama gel de akılla ölç, kavra...
İşte bu müthiş büyüklükteki uzayın genişleme açısını hesap etti bilim adamları... Ve bir filmi geri sarar gibi 'simüle' ederek geri sardılar sanal alemde uzayı... Sonra da şoku yaşadılar...
Bu aklın kavramakta zorlandığı büyüklüklerin meydana geldiği ilk nokta (Büyük patlama) iğne ucu kadar bir yerdi... Hatta atomun içindeki proton büyüklüğündeki bir yerden patladı... Proton kadar bir yere (bir zerreye) sıkışmış, aklın kavrayamadığı bir büyüklük... İşte yaratılış...

AKLIN İFLAS ETTİĞİ NOKTA...

Bing Bang bilimsel olarak da ispat edildikten sonra bilinmeyene meraklı insan aklına sorular üşüştü... Astronomlara, 'Peki o noktanın ötesinde ne var' diye soruldu... Onlar, 'Bunu bilim cevaplayamaz. O noktaya kadar matematik iş görüyor. Oradan sonrasını ancak ilahiyat cevaplayabilir' dediler... Bu bilimin yani boyutları tarif edebilen insan aklının iflas noktasıdır...
Evet oradan ötesini insan aklı bulamaz ancak din cevap verir bu soruya... Ancak bozulmuş dinler değil, kıyamete kadar değiştirilmekten, bozulmaktan bu kainatın Rabbi tarafından muhafaza buyurulan tek hak din, İslamiyet veriyor bu cevabı... Bu öyle bir cevap ki... Uzaydaki büyüklükler için akıl, 'çok büyük' diyebiliyor yine de... Ama birazdan vereceğimiz bilgide onu da söyleyemiyor... Akıl da kulluğunu, gücü yetmezliğini görüyor... İşte o noktanın ötesi...

Bütün bu büyüklükler birinci kat göktedir... Bu göğü 2. kat gök kuşatmıştır... (Gel de bundan sonrasını yaz... Ama yazacağız...) Bu milyarlarca ışık yılı büyüklükteki devasa uzay, o 2. kat göğün yanında denizde damla kadar kalır...
2. kat göğü 3. kat gök kuşatmıştır. Üç o kadar büyüktür ki, 2. kat onun yanında Pasifik'te bir damla kadar... Üst üste bütün göklerin oranı böyle... 4., beşinci, 6. ve yedinci katlar birbirini kuşatıyorlar... Bir önceki gök, bir sonrakine göre bu nispetle küçük kalıyor hep...
 
ÖYLE YERLER Kİ... BİLİM DE CAHİL KALIYOR...

Daha bitmedi... 7. kat göğü Arş kuşatıyor... Orada da bu nispet var... İnsanlık aya gittiğiyle yıllardır övüne dursun, Muhyiddin-i Arabi 'kuddise sirrehül aziz' hazretleri, "Allahü teala bana yedi kat gökleri bir gecede geçirdi. Çünki ben gençliğimden beri yanımda hiçbir Allah dostuna laf söyletmedim..." buyuruyor...
İkinci binin yenileyicisi İmam-ı Rabbani 'kuddise sirrehül aziz' hazretleri de, "Her ne zaman istesem Arş'ın üzerine yükseliyorum... Bazen istemeden yükselttikleri de oluyor" buyuruyorlar... Arşın üzerindeki maddesiz-ölçüsüz alem olan 'alem-i emr'den bahsediyor yüce imam... O mertebeler yanında Arş'ın küçük kaldığından bahis buyuruyorlar... Subhanallah...
Vilayet-i evliya, vilayet-i enbiya, vilayet-i ulya ve kurb-i nübüvvet mertebelerine nasıl ulaştığını anlatıyor Mektûbat kitabında... (260. mektub)
Yüce dinimizin, Muhammed aleyhisselamın ve varisleri olan alimlerin, evliyaların büyüklüğüne bakınız... Bilim ve bozulmuş dinler, Bing Bang'in ötesiyle ilgili burnunun ucunu göremez, tek kelime edemezken; bize yedi kat gökleri ve Arş'ın üzerindeki alemleri nakış nakış öğretiyorlar... Bilgiler veriyorlar... Hatta nasiplisini kavuşturuyorlar...
Arş'tan inelim... Yedinci, altıncı, beşinci gökler.... birinci kat gök... 150 milyar galaksiden geçerken dünya halen daha görülmüyor bile... Büyük bir hızla Samanyolu'na girdik ve dünyaya, kendi kıtamıza, kendi yaşadığımız şehire, kendi mekanımıza geldik ve şu an baktığınız ekranın karşısındasınız işte...
Niye küçüklüğümüzü, kulluğumuzu bilmez de kibir ederiz...
Kainatta zerre bile değiliz...

 

omercetin@saatlimaarif.com
omer.cetin@tg.com.tr

  Ö. Çetin Engin kategorisindeki en yeni içerikler
- Saflık, tarife muhtaç...
- BİD'AT... AT GİTSİN...
- Tom’la Linda’nın aşkı
- Girdap…
- Çağrı… -2-
- Çağrı… (Çağrılanlar...)
- Kainatta zerre bile değiliz (Biraz da tefekkür)
- Mezuniyet töreni (Danimarkalı karikatüriste ithafen…)
- Huzur (Bunalımların sebebi)
- sADAKta çok ok var… (2009'da yaşanmış diyaloglar…)
- Veliler yolu -2- (Aşk ateşinde piştiler)
- Veliler yolu…
- Büyücü...
- Seni Seviyorum (!) (Tramvayda travma)
- Şefkat deryaları
- Cennet yolunun yolcuları
- 250 binlik gelinlik
- Merhamet… (Günahkârlar için yazıldı…)
- Sıkıntın mı var… Oku geçer…
- Habil amca -8- Perşembe’ye düğünüm var…
- Habil amca -7- Güneş ufka yaklaştı
- Habil amca -6- Cennet bahçesine girmek istiyorum
- Habil amca -5- Aşk hikayesi
- Habil amca -4- Buluşma vakti
- Habil amca -3- Kabirden gelen ses
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı