Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Keçi Boynuzu'nun (Harnup) Faydaları
03 Aralık 2009 Perşembe | 18:21

Son zamanlarda domuz gribi sebebiyle tabii sebze, meyve ve ürünlere yönelim oldukça arttı. Vücut direncine katkıda bulunan Keçi Boynuzu'ndan bashediyoruz. Nefes darlığı, soğuk alerjisi, akciğer ödemini yok edici, balgam söktürücü, akciğer kanserini önleyici, astıma, ishale ve kabıza karşı güçlü bir meyve, yemiş olan Keçi Boynuzu ile yapılacak tedavi reçetelerini sizlerle paylaşıyoruz.

Keçi Boynuzu (Harnup)

Latince: Ceratonia siliqua L.
İngilizce: Carob, St.John's Bread, Locust bean
Almanca: Johannisbrot

Özellikleri:
Nefes darlığı
Alerjik nefes darlığı
Soğuk alerjisi
İktidarsızlık
Akciğer ödemini yok edici
Balgam söktürücü
Akciğer kanserini önleyici
Hareketli sperm sayısını artırıcı
Astıma karşı
İshale karşı
Kabızlığa karşı

İngilizcesi her ne kadar "carob" ise de, genelde "St.Johns Bread" olarak bilinir. Almanca'sıda "johannisbrot" dur. Her iki lisandada "Yakup Peygamberin Ekmeği" anlamına gelir. Yakup peygamberin çölde ekmek yerine tükettiği bir meyvedir.Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı veya şeker yerine yenilirdi. Günümüzdeki beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu kültür ve sağlıklı beslenme yapısı yok olmuştur. 1930 yıllarında İspanya'daki savaş esnasında çocukların sağlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Alman'ların işgalinde olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aşmıştır. Harnup ağacı ilk 15 yıl hiç meyve vermez. Yetişkin bir ağaç 1000 kiloya kadar meyve verebilmektedir.

Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çağlara kadar dayanır. Antikçağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan "Ceratonia" dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. Çeşit çeşit hazır besinler tüm süpermarketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıklarıda yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı. Avrupa'da "reformhaus" veya "bioladen" adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve Sunni gübre kullanılmadan yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor. Hem de nerede ise gösterişli sebze ve meyvelerin iki katı fiyatına. Bizde de durum pek farklı değil.

Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor. Onların "yayla" dan kastettikleri, hormonsuz sebze. Yoksa, aradıkları sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda yetişmiş olması değildir. Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda farklı. Biz tekrar harnup'a dönelim. Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye'de bol miktarda yetişmektedir. Keçiboynuzunun ortalama %35'i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur. Yine yaklaşık %40'ı yüksek moleküler yapılı nışasta ihtiva etmektedir. Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1'dir.

Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir. Kakaoda bulunan kafenoid'leri içermez. Keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta sadece %1'dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliğine sahiptir. Migren şikâyeti olanlar genelde çikolataya karşı açlık duymaya başladıklarında migren ağrılarının başlama devresine girmişler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın temel maddesi kakaodur. Kakao'ya karşı alerjisi olanlara ideal bir alternatif çözüm getirmektedir. Eğer, kakao'ya karşı alerjiniz var ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki, kakao vücudumuzda alerjiye sebep olan antikor üretmektedir. Alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye ederim. Kakaolu kek veya pastaları tüketirken de ölçülü olmak gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz. Eğer, çocuğunuzda alerjik şikâyetler var ise ve alerjiye bağlı diğer rahatsızlıklar söz konusu ise ( astım gibi) kakolu besinlere karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diğer avantajıda oksalik asit ihtiva etmemesidir.

Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzundaki lignin ve pectin miktarları öylesine mükemmel bir dengeyle kuruludur ki, mesleği gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal ya da radyoaktif madde alımına maruz kalanlara veya ağır sanayi bölgesinde yaşayanlara keçiboynuzu tüketmelerini tavsiye ederim. Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir. Teknolojinin ilerlemesi insana değişik kolaylıklar sağlamaktadır. Çeşitli hazır besinler günlük hayatımızda, iş yerimizde, mutfağımızda, çocuklarımızın okul kantinlerinde, benzin istasyonlarının marketlerinde bile dikkat çekici durumda bize sunulmaktadır. Bu tür kolaylıklar, insanın sağlıklı beslenmesine karşı hazırlanmış tuzaklardır. Televizyonun karşısında bir kaç tane yavaş yavaş tüketeceğiniz keçiboynuzunun keyfini çıkarın. Birkaç zaman sonra vücudunuzda olumlu etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz. Eğer, şeker hastası iseniz, hiç çekinmeden günde birkaç tane çiğ olarak keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Kan şekeriniz yükselmiyecektir. Çiğ olarak tüketilen harnubun, kan şekerini yükseltemeyeceğini bulduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü, bu özelliğinin, içerebileceği bazı etkin maddelerde saklı olduğu şüphesini uzun zamandan beri taşıyordum.

Harnup'un, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok mühim bir yeri vardır. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen müsbet tarafları çoktur. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık şikâyeti olanların da tüketmesi lazım gelen bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanıyorum ve bu kişiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup'u tercih etmektedirler.

Keçiboynuzunun en özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine tesirlidir ki, kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin sebep olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Alerjik nefes darlığı çeken bir çok insan tanıdım, bunlar senenin belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamıyorlardı. Öksürük krizlerinin ne kadar şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu tavsiye ettim. Çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını söylediler. Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü tatbik ederken dikkat edeceğiniz en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir. Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu sonuçlar almışlardır. Harnupta bulunan bazı etkin maddeler aşağıdaki tablodadır.

Keçi boynuzunda bulunan bazı etkin maddeler

alpha-aminopimelic acid concanavalin
beta-D- glucolgallin myo-inositol
beta-D-...galloylglucose pentosane
capronic acid primverose
catechin-tannin tannin
ceratose tocopherol
chiro-inositol xylose


Keçiboynuzunundaki gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Akciğerlerde oluşan ödeme karşı spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.

Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir. Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası olan akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın farkına bile varmamıştım. Ödemli akciğer kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynuzunun müsbet etkisi hiçte yabana atılmayacak kadar çoktur, mühimdir.
 
Gallik asitin etkin özellikleri

analgesic ağrı kesici
antiallergenic alerjiye karşı
antiasthmatic astıma karşı
antibacterial bakteri yok edici
antibronchitic bronşite karşı
anticancer kansere karşı
antihepatotoxic karaciğeri toksinden arındırıcı
antioksidant serbest radikalleri yok edici
immunostimulant bağışıklık sistemini stimüle eder
antiviral mikroplara karşı etkili
antiseptic antiseptik
cancer-preventive kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic nitrozamin yok edici
bronchodilator bronş genişletici
antipolio çocuk felcine karşı

Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile o hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır. Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında, akciğer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar sağlamış olacaklardır. OGG1 enziminin diğer bir özelliğide DNA' yı tamir etme özelliğinin olmasıdır.

Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttırır. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Keçiboynuzu kürünü tavsiye ettiğim zaman bana tereddütle bakarak "şaka yapıyorsun herhalde" demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye'den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı.

Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme ihtimali  de azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde hamile kalma riski de azalır. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.

İktidarsızlığa karşı çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) tesirini göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına sebep olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra tesirini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun sebebi, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak lazımdır. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastaları önce hekimlerine danışmalıdır. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker ihtiva eder. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz... Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz'u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır.  Aşağıdaki şekillerinden herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz ya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun kan şekerlerini yükselteceğini düşünürler, halbuki bu yanlış bir düşüncedir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine göre, haşlanmış keçiboynuzu suyu, şeker hastalarının kan şekerini yükseltmemektedir.

Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, "Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl oluyorda kan şekerini yükseltmiyor? " Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.

İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine sebep olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu tesirli maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid'dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli gelir.

Belirtilen uygulamaları size tarife göre hazırlayınız ve uygulayınız. Sürelerine ve miktarlarına uyunuz. İnsan vücudu belirli dengeler çerçevesinde çalışmaktadır. Demir, insan vücudu için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler. Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati önem taşırken, fazlasıda vücudumuza zarar verir. Aynı şekilde size tavsiye edilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak lazımdır. Daha çabuk sağlığıma kavuşurum düşüncesiyle fazla kullanmak yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

Keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve tedbirler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde zayıflamaktadır. Bu sebeple keçiboynuzu kürlerinden başarılı netice alabilmek için onun tabii halini kullanmak elzemdir.

Aktarlarda bu amaçla tabii (doğal) haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat edilecek nokta, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının bütün olmasına ehemmiyet verin. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir. Ancak, şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken, ayva çiğ olarak tüketildiği taktirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir. Eğer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkartınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız. Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse pişmiş ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Hem çiğnemesi kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve sindirime yardımcıdır. Bu amaçla halk arasında "ekmek ayvası" olarak bilinen cinsini kullanmayınız. Bu özellik sert ayvada vardır.

Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
Akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın hayat kalitesini oldukça zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına sebep olabilmektedir. Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda spesifiktir. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştırmada bu kadar tesirli değildir. Bunun için 4 nolu kür uygulanmalıdır. Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar. Keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.

Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
Öğünlerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle gözleyebilirsiniz. Olgun keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmek lazım ve de uzun uzun ağızda çiğnenmelidir. Nasıl oluyor da keçiboynuzu tokluk duygusu veriyor? Sindirimin ağızda başladığını ve iyi çiğnemenin sindirimi ne kadar kolaylaştırdığnı biliyoruz. İyi çiğneme, fiziksel olarak midenin vazifesine büyük oranda katkıda bulunur. Kısaca, besinleri dişlerimiz yardımıyla ezerek parçalarız. Ancak, bu işin bir de kimyasal olarak parçalanması vardır. Kimyasal sindirim, ağız salyasında başlar, midede devam eder ve bağırsaklarda son bulur. Besinler, yağ (lipid), şeker (karbonhidrat) ve protein ihtiva ederler. Besinlerdeki yağ, şeker ve proteinler vücudumuz tarafından emilemezler. Emilebilmeleri için mutlaka, önceden vücudumuz tarafından üretilen enzimler yardımıyla kimyasal olarak parçalanarak emilebilir hale dönüştürülmelidirler. Sindirim sistemimizde, en az yirmibeş tane birbirinden farklı kimyasal parçalayıcı enzimler bulunmaktadır. Ağız salyasında, midede ve bağırsaklarda, besinlerin içerdiği şekeri, yağı ve proteinleri kimyasal olarak parçalayan ve emilebilir hale getiren yani, vücudumuz tarafından kullanılabilir şekere, yağa ve proteine dönüştüren enzimler bulunur. Bu enzimler üç ana grupta toplanır:


Proteinleri parçalayan enzimlere  PROTEAZ
Yağları parçalayan enzimlere LİPAZ
Şekeri parçalayan enzimlere AMYLAZ
 
Yemekten bir saat önce çiğneyerek tüketilen 2-3 adet keçiboynuzu, lipaz ve amylaz enzimlerini frenleme (inhibe etme) özelliğine sahiptir. Kısaca, bu enzimlerin faaliyetlerini düşürür. Bu sayede, besinlerin taşıdığı yağ ve şeker çok daha az oranda parçalanırlar. Parçalanmayan yağ ve şeker vücudumuz tarafından kullanılamıyacağı (emilemeyeceği) için dışkıyla kullanılamadan dışarı atılır. Unutmayınız, besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinlerin bir çoğu vücudumuz tarafından kullanılamaz. Kullanılamadıkları için de bunlardan enerji almamız mümkün değildir. Kullanılabilmeleri için, vücudumuzda bulunan lipaz, amylaz ve proteaz enzimleri tarafından, vucudumuzun kullanabileceği (emibileceği) yağ, şeker ve proteine dönüştürülmesi lazımdır.

Zayıflamak isteyenler şekere karşı ölçülü olmak zorundadırlar. Eğer, şeker veya tatlı tüketimine karşı iştahınız varsa, hiç çekinmeden altı-yedi tane keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Keçiboynuzu tüketimi tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken, size kilo da aldırmayacaktır. Bu arada ne kolestrolünüz ne de kan şekeriniz yükselmeyecektir. Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler.

Kür 1: Genel nefes darlığı, alerjik nefes darlığı ve soğuk alerjisi durumunda
Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün bekletebilirsiniz.

Hergün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamalısınız. Hiç ara vermeden 20 gün tatbik ediniz. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.

Dikkat: 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya alerjiye bağlı nefes darlığı söz konusu ise, bu taktirde uygulama 1' e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir. Akşam yemeklerinde içilmeyecektir.
Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz. Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.

Kür 2: Akciğer kanserini önleyici olarak
Kür 1'den en önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir. Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız. 3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız. Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız. Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız. Her ay 4 gün, sabah ve akşam birer çay bardağı içiniz.

Kür 3: Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Kür 4: Akciğer ödemine karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 6 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra üçte birini sabah aç karna, üçte birini öğlen aç karına, son kalan üçte birini de akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. İkinci haftadan itibaren haftada dört gün ödem tamamen bitene kadar kür uygulamaya devam ediniz.

Not: Yukarıdaki bilgiler bilimsel kaynaklardan alıntıdır...

  faydalı bilgiler kategorisindeki en yeni içerikler
- Aura Cleanmax artık webde...
- Soğuk algınlığı ve tedavi yöntemleri...
- Yemek dediğin bozulur!..
- Ekmekteki Gizli Tehlikeye Dikkat
- Uçak Yemeği Neden Lezzetsiz?
- Sigara sesi kısıyor...
- Uzun ömürlü olmak için...
- 1 Bardak Kola Bize Neler Yapıyor?..
- Ramazan ayında beslenme hataları...
- Sağlıklı oruç tutabilmek için reçete...
- Ramazanda Nasıl Beslenmeli?
- Yaz beslenmesinde 10 esas‏
- Beynimiz ve biz
- Evde tasarruf için...
- Obez olmamak için...
- Meyvelerin gerçek mevsimleri...‏
- Hangi meyvenin ne yararı var?
- Sirkede inanılmaz marifetler
- Karat
- Kuruyemişin faydaları
- Nar ve Nar Ekşisinin Faydaları...
- Kalbin Dostları...
- Keçi Boynuzu'nun (Harnup) Faydaları
- Domuz Gribi'nden nasıl korunuruz?
- Sağlıklı beslenme ve Ramazan
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı