Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
İstanbul'da veli var mıdır?
25 Ağustos 2009 Salı | 20:47

Devrin padişahı bir gün vezirine sordu: İstanbul'da veli var mıdır? Vardır şevketli padişahım! Haydi beni götür, onu göreyim. Emredersiniz sultanım! Yanına gideceğimiz bu zatın gerçekten veli olup olmadığını nasıl anlayacağız? Hiç merak buyurmayın, gayet kolaydır.

Padişah ile veziri tebdil-i kıyafet ederek sokağa çıktılar ve kapalı çarşıda bir dükkana girdiler. Vezir selamdan sonra kumaşları görmek istediklerini söyledi ve top top kumaşlar önlerine indirildi. Her birini uzun uzun incelediler. Vezir, bir top kumaşı işaret ederek: "Şundan bana yarım arşın kesebilir misin?" dedi. Dükkan sahibi memnuniyetle müşterilerinin bu arzusunu yerine getirdi. Vezir: Bu galiba biraz az oldu, yarısı kadar daha kesebilir misin, dedi. Bu arzuları da yerine getirildi. Vezir, başka bir top kumaşı göstererek: Bu kestiğin parçaları beğenmedim. Şundan yarım arşın kesebilir misin, dedi. Dükkan sahibi, bu teklifi de reddetmedi. Kısacası bir çok toplardan böyle yarımşar arşın ve daha az kestirdiler. Sonunda vezir: Bunların hiçbirisi kesildikten sonra hoşuma gitmedi, almayacağım diyerek dükkandan çıkmaya davranınca, kumaşçı büyük bir sükunetle: Fesübhanallah! diye gülümsedi. Padişah ile veziri bir çok kumaş kestirdikleri halde, hiç birini satın almadan dükkandan çıktılar. Padişah vezirine: Şu kumaşçı gerçekten de velilerden imiş.

Acaba makamı bundan daha yüksek olan başka bir veli var mıdır, dedi. Vezir: Beli (evet) sultanım vardır cevabını verdi ve birlikte Sultanahmet'te karpuz satan bir velinin sergisine gittiler. Vezir, karpuz yığınlarının arasına girdi. Rast gele karpuzları almaya, ellerinin arasında sıkıştırmaya, onu bıraktıktan sonra bir başkasını alıp sallamaya başladı. Böylece birkaç karpuz elledikten sonra, karpuzcu hafifçe vezirin omzuna dokundu: Bana bak efendi, dedi. Ben, o kumaş satan zat değilim. Verdiğin zararı ödemezsen, ensene öyle bir vururum ki, neye uğradığını anlayamazsın!

Padişah gerek kumaşçının, gerekse karpuzcunun zararlarını ödedi. Saraya dönerken vezirine sordu: Bunlardan hangisi daha üstündür? Bu defa da vezir gülümsedi, soruyu şöyle cevaplandırdı: Yerine göre sultanım dedi. Adam olmaya kabiliyeti ve istidadı olan kimse, kumaşçının eliyle irşad edilir. Düşüncesi kıt, irfanı kısır olan şahıs da karpuzcunun muamelesiyle uyanır ve irşad olunur.

  insan ve toplum kategorisindeki en yeni içerikler
- Hicri yılbaşı gecesi...
- Kurban Bayramınızı tebrik ederiz...
- Arefe gününün önemi...
- Bir Kurban, Bin Dua...
- Hüseyin Hilmi Işık...
- Hata düzeltme sanatı
- Âlemlerin Yaratıcısı...
- Tarafını belli etmek...
- Kâbusnâme'den altın nasihatler...
- Ramazan ayı ve Kadir Gecesi...
- Hastaların oruç tutması...
- Orucu bozan ve bozmayan durumlar...
- Fitre vermenin önemi...
- Eyüp'te Teravih Namazı...
- Oruç kefareti...
- Hayatta hiç birşey yolunda gitmiyor diyenlere...
- Orucu bozmayan şeyler...
- Orucu bozan şeyler...
- Oruç tutmak faydalıdır...
- Oruç ve aç durmak...
- Orucun ve Ramazan ayının fazileti...
- Kur’an-ı kerimi herkes anlayamaz...
- Bu gece Berat Kandili...
- Güllerin Efendisine...
- Üç aylar başlıyor...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı