Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Adalet İçin Adalet
27 Şubat 2007 Salı | 22:53

Çok tartışılır, ülkemizdeki adalet ve adalet anlayışı. Kimileri yargı, dolayısıyla adaletin kişiye, mevkiye, hatta maddi güce göre işlediğini savunarak tarafsızlığını kaybettiğini düşünür. Kimileri ise ülkemizin yaşamış olduğu siyasi boşluk dolayısıyla yargının adil davranma noktasında tutarsız olduğunu söyler. Bazen de yargı mensuplarının cüzdanlarının tartışılması gerektiğini söyler durur...
 
Peki zaman geçtikçe kaybettiğimiz veya kaybettirilmek istenilen tarihimiz, ecdadımız? Acaba onlar için yargı ve taşıdığı önem neydi? Adalet gerekli miydi? Gerekli ise neden?
 
Biraz tarihin tozlu raflarına ellerimizi sürtmekte fayda var.
 
Gayesi 'Din-i İslam'ı yaymak, şüphesiz en büyük ilkesi adalet için kılıç sallamak olan Osmanlı İmparatorluğu için adalet, devletin vazgeçilmez bir unsuruydu. Bu eşitlik, özgürlük ve huzur için gerekliydi. Gittikleri her yere adalet anlayışı da götürdüler, götürdükleri yerde her zaman imrenildiler. Osmanlı'nın gözünde saray ile halk arasındaki ince çizgiyi korumak, her kesime aynı mesafede durabilecek iradeye sahip bir adalet ve yargı sisteminden geçerdi...
 
Gelin bu ihtişamlı devletin hukuku icra etmesi, uygulaması anlamında nasıl davrandığını yaşanan bir vaka ile örnekleyip, günümüzde tartışılan fakat 600 yıl önce de uygulanan bir mahkeme hadisesi ile hatırlayalım.
 
Yedi cihan sultanı kadı huzurunda
 
Fatih Sultan Mehmet Han'ın gönlünde Ayasofya'dan kubbesi daha yüksek olan bir cami yaptırmak vardır ve bir mimar ile anlaşır. Mimar pek de sıradan sayılmaz; kendisi bir Hristiyan'dır! Ve kendisinden istenilen bir "cami" yapılmasıdır.
 
Mimar işe başlar fakat her nedense kubbesini Fatih Sultan Mehmet'in istediği gibi yapmaz. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, mimarın art niyetli davrandığını düşünerek ve bilerek isteyerek kubbeyi istenilenin aksine yaptığını düşünür ve mimarın elini kestirir.
 
Hal böyle olunca mimar, yedi cihan sultanı Fatih Sultan Mehmet Han'ı gerekli merciye şikayet eder. -Osmanlı sultanını Osmanlı mahkemesine şikayet etmek!-

Ve sultan, dönemin kadısı olan Hızır bey'in karşısına çıkar. Davalının bir padişah olması prosedürün uygulanmamasına mahal vermemektedir ve üstüne üstelik sultan, kadının huzurunda ayakta durmaktadır.

Kısasa kısas
 
Neyse efendim; duruşma yapılır, kadı kararını açıklar:
"Sen Murat oğlu Mehmet, bu kişinin elini yargılamadan kestin. Hüküm; senin de bir elin kesilecektir. Ama davacıyı ikna etmen halinde elin kesilmeyecek ancak ömür boyu davacının -iş göremez hale geldiğinden dolayı- ailesine bakmak ve geçimini temin etmek durumundasın" der. Bunun üzerine davacı mimar, sultanın eline sarılarak -herhalde kararın açıklanması ile büyük bir şok yaşamıştır- davadan vazgeçtiğini açıklar.
 
Mahkeme dağılır, daha sonra sultan ve kadı ilginç ve eşi benzeri belki de hiç görülmeyecek bir söyleşiye başlarlar.
 
Sultan, kadı'ya, "eğer sultanlığımdan çekinip haksız bir karar verseydin billahi kılıcım ile kafanı keserdim."
Bu söz üzere kadı kürsüden kalkıp sultana hitaben, "eğer hünkârım sultanlığınızdan gururlanıp, mahkemenin kararını dinlemeseydiniz, billahi bu topuz ile başınızı ezerdim." der.
 

Günümüzde hala tartışırız "böyle mi olsun, şöyle mi olsun.
O taraftakini mi çıkaralım yoksa berikini mi ekleyelim" diye. Atalarımız bu işi çoktan halletmişler. Onlar için herhalde bu duruma çözüm bulmak çok kolaydı ve fazla düşünmemişlerdi, yapmaları ve çözmeleri gereken çok daha önemli meseleleri vardı mutlaka. Muhteşem bir sistemin muhteşem işleyen bir çarkı. Biz hala arayalım; nasıl olsa zamanımız çok. Değil mi?
 
Ecdat bu meseleye "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" ilkesiyle yaklaşmıştır. Maalesef geçmişi bir kalemde silmek, yaşanmışları hiç yaşanmamış saymak insan tabiatında var. Onun bir kez daha altını çiziyoruz; "geçmişini bilmeyenin geleceği de olmaz."

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı