Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Yüz yıl önce olanlara dair!..
01 Mayıs 2009 Cuma | 21:41

Yüz yıl önce ne oldu?

Yüz sene önce ne oldu, bilen var mı?..
Asla bilmiyoruz, asla öğrenmiyoruz; asla bize "ÖCÜ" denen sayfalara dokunmuyoruz!
Peki neden?
Bunu da bilmiyoruz:
"Öcü işte", sadece bunu bilmek bize yetiyor...
.....
Önce bana; yuh olsun!

Bazıları iş/meşgale arar kendine, bulamaz...
Bazıları can sıkıntısından; bilmem hangi magazin "malzeme"sinin kaç kere n'ettiğinin çetelesini tutar!
Biliyor musunuz;
..körler çoğumuzdan daha iyi görüyor, geçmişimizi ve geleceğimizi!..
.....
Önce bana; yuh olsun!

Halbuki yüz sene önce... 27 Nisan 1909 tarihinde öyle bir şey oldu ki;
Bu hadise belki de Türk/İslam tarihinin en önemli kırılma noktalarından biriydi.
Bu öylesine mühim bir hadiseydi, fakat...
Yüzüncü yılında, bizim için büyük hadise;
Hadise'nin eurovisionda nasıl söyleyeceği, nasıl çalkalayacağı oldu!
.....
Önce bana; yuh olsun!

Bu konu hakkında ne söyleyebilirim başka?
Bilmek isteyenlere ancak pencere açabilirim...
Pencere de şu olur: Var olmalarıyla gurur duyduğum üç tarihçiden biri olan, sayın Yılmaz Öztuna hoca'nın 27 Nisan 2009 Pazartesi günü köşesinde yayınladığı, yazıyı aynen sizlere sunmak olur...
Bakan bakaar, okuyan okur!
.....
Buyurun:

***

100. Yıl

Günü gününe 100 yıl önce, 27 Nisan 1909'da, İkinci Sultân Abdülhamîd tahttan indirilmiş, Osmanlı terminolojisi ile yazalım: hal' edilmişti.
Tarihimizin en utanç verici bir tablosu içinde tahttan indirildiği zaman, Osmanlı Türk İmparatorluğu Orta Afrika ile Hind okyanusu ve adriyatik arasında uzanıyordu.
Tahttan indirenler hakkında: "Devleti 10 sene idare edebilirlerse bir asır idare ettik diye öğünsünler!" kehanete benzer öngörüsünü söyledi.
10 yıl sonra 1919'da düşman, İstanbul'u, Edirne'yi, İzmir'i, Bursa'yı, hasılı imparatorluğumuzun bütün taht şehirlerini işgal etmiş bulunuyordu.
10 yıl boyunca devlet çok kanlı bir yönetim yaşamıştı.

Bir İngiliz-İttihatçı komplosu ve aşağılık bir irtica ayaklanması olan 31 Mart sonunda, hiç ilgisi olmadığı, meşrûtiyet (taçlı demokrasi) anayasası gereği zaten devleti yönetmediği ve hiçbir suretle sorumlu tutulamayacağına rağmen, tahttan indirildi.
33 yıllık bir saltanatta gösterdiği direnç, dış politika dehâsı, bayındırlık ve eğitim politikası, başta İngiltere, imparatorluğumuzun düşmanlarını ürkütmüştü.
Amcası Sultân Abdülaziz'in 30 Mayıs 1876'da tahttan indirilip 5 gün sonra alçakça öldürülmesi, Osmanlı şevketini pek kötü şekilde vurdu.
Uzun ve kıt'alar aşan tarihimizde imparatorluk yetenek ve şuurunun son gerçek temsilcisi olan Sultân Abdülhamîd'in tahttan indirilmesi ise, o şevketin sonu oldu.
Balkan (1912-13) ve Cihan (1914-18) savaşları büyük felâketlerini, 1918'deki ölümüne kadar tahtta kalabilseydi Sultân Hamîd'in önleyeceği, devleti bu savaşlardan masûn tutacağı, bütün derin tarihçiler tarafından kabul edilmiştir.

Türk tarihinin ve muhtemelen cihan tarihinin en büyük ailesi, hanedanı olan, 20'ye yakın üyesi açık şekilde dehâ eseri gösteren Osmanoğulları'nın kıymetinin bilinmediği âşikârdır. Avrupa'da hükümdarlar hayatlarının sonuna kadar tahtta kalıp devletlerinde istikrârı oluşturmuşlardır.
Bizde Osman Gazi'den Sultân Vahîdeddîn'e kadar (1281-1922) 38 hükümdarımızın yalnız 18'i eceliyle öldü. 20'si tahttan indirildi veya öldürüldü.
Türk tarihi bakımından çok olumsuz tablodur ki, Avrupa tarihinde görülmez.

Yılmaz Öztuna
(27 Nisan 2009 Pazartesi)

***

Her zaman söylediğim ara sıra yazdığım bir tavsiye var:
Herkes herşeyi bilemez. Fakat herkesin iyi bildiği bir iki konu olması lazım: O konu açıldığı zaman; "BUNU FİLAN BİLİR" deyip sizin kapınızı çalmalılar!
En iyi biber turşusunu yapmayı filan kişi bilir...
Doğu Karadeniz yabani kuşlarını filan kişiden sormak lazımdır...
Şifalı bitkiler filanın uzmanlık alanıdır...
İstanbul'un çeşmelerini filan kişi, Türkiye'nin taş köprülerini filan kişi bilir, hem de her şeyiyle...
Peki senin uzmanlık sahan nedir;
..yani sen neyi biliyorsun?
.....
Önce bana yuh olsun ki, bunu bile anlatamamışım kimseye!

Bu satırları bu gün biri okuyacak!
Diyecek ki:
"Önümdeki üç sene içinde şu konu hakkında bilgi edineceğim. O konu benden sorulacak!.."
Ne kadar mutlu olacağım...
Belki biri lale konusuna dalacak derinlemesine; tarihinden, gelişmesine, yetişmesine bilinen her şeyi bilmek isteyecek!
İşte söylemek istediğim bu:
İ-s-t-e-m-e-k...

İki buçuk sene önceydi, Yoros Kalesi'nın yıkık duvarından geçtim ve iki kişi gördüm. Yabancıydılar. Türkçe bilmiyorlardı, (ülkelerini söylemeyeyim) bir batı ülkesinden gelmişlerdi... İkisinin de önlerinde ayakları üzerine yerleştirilmiş gelişmiş dürbünler vardı. Çantalarında başka dürbünler ve kataloglar ve fotoğraf makineleri de vardı...
Ve bulutların arasına bakıp duruyorlar:
İstanbul'dan geçen, göç eden yırtıcı yabani kuşları gözlüyor, takip ediyorlardı...
.....
Yuh olsun önce bana, dedim... İstanbul'dan kartalların, şahinlerin, atmacaların da geçtiğini kimlerden öğrendim!..

Şimdi belki bu yazı biterken, biri şunu diyecek:
"Ben 100 sene önce bugün ne olduğunu öğreneceğim, hem de sonuçlarıyla birlikte!.."
Olur mu olur! Der mi der biri!
İş arayanlara işte iş, meşgale arayanlara işte meşgale, konu arayanlara işte konu... Belki bir anne adayı, karnını okşayarak; "yavrum, önce kendim öğrenip, sonra bunları sana öğreteceğim" diyecek!

Şimdi siz, bunları yazdığıma şahit misiniz?
Yuh olsun mu hala bana?..

***

Yüz yıl önce...


Yüz sene önce ne oldu, bilen var mı?

Asla bilmiyor, öğrenmiyor; bize "öcü" olarak gösterilmiş olan mazimizi hiç merak etmiyoruz. Yakın tarihimizin en önemli hadiseleri bile rağbet görmüyor ömrümüzde. Yarın hiçbir önemi kalmayacak magazinlerle zaman harcıyoruz. "Ömrümüz çok kıymetli" diyoruz. Fakat, unutuyoruz: Bir elbisenin boyundan ve renginden çok daha önemlidir; ceplerine konmuş olanlar!..

Yüz sene önce (27 Nisan 1909) bugünlerde öyle bir şey oldu ki; belki de Türk/İslam tarihinin en önemli kırılma noktalarından biriydi...


Takvimlerin altında (2. Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesi) diye bir cümle yazıyordu aslında. Çoğumuzun gözlerinin içine baktı o satır, sorular sordu sessizce; ama biz onu görmedik!
Tarihçilerin hocası, büyük tarihçi Yılmaz Öztuna şöyle diyor, Sultan 2. Abdülhamîd Han için:

"Tarihimizin en utanç verici bir tablosu içinde tahttan indirildiği zaman, Osmanlı Türk İmparatorluğu Orta Afrika ile Hint Okyanusu ve Adriyatik arasında uzanıyordu. Kendini tahttan indirenler hakkında: "Devleti 10 sene idare edebilirlerse bir asır idare ettik diye öğünsünler!" kehanete benzer öngörüsünü söyledi. 10 yıl sonra 1919'da düşman, İstanbul'u, Edirne'yi, İzmir'i, Bursa'yı, hasılı imparatorluğumuzun bütün taht şehirlerini işgal etmiş bulunuyordu. 10 yıl boyunca devlet çok kanlı bir yönetim yaşamıştı."


Yazısının devamında da; 33 yıllık saltanatında gösterdiği deha, bütün düşmanları ürküttüğü... İngilizlerle iş birliği yapan İttihatçılar tarafından 'hal' edilmesinin ise; asırlar ve kıtalar aşan Osmanlı haşmetinin (kudret ve heybetinin) sonu olduğunu... Ömrünün sonuna kadar yönetimde kalsaydı; Balkan (1912-13) ve Cihan (1914-18) savaşları büyük felâketlerini önleyeceğini bütün derin tarihçilerin kabul ettiğini anlatıyor...

Bizim yaptığımız sadece; bakmak isteyene pencere açmak!

Kaynak: www.muammererkul.com

Önemlin not: II. Abdülhâmid Han hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz...

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı