Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Aliş'i gören var mı? (Söyleşi)
09 Şubat 2008 Cumartesi | 23:49

Gazeteci-Yazar Halil Delice'nin son romanı 'Görmedin mi Aliş'imi Tuna Boyunda?' adlı romanı üzerine Saatli Maarif editörü ve yazarlarından Ufuk Karcı'nın yapmış olduğu güzel bir söyleşi. Delice, bu romanda destansı bir aşkın yanında unutulan, unutturulan has değerlerimize de dikkat çekiyor...

 

İki pehlivandan sonra, içinde aşk ve tarih olan yeni bir eser hazırladınız; "Görmedin mi Aliş'imi Tuna Boyunda?" Bize ilk kitabınız olan Koca Yusuf Yalnızca Güle Yenildi'yi anlatır mısınız?

Koca Yusuf benim ilk göz ağrım! Bizim milletimiz kahramanlara ve onların destanlarına aşıktı. Koca Yusuf da bunlardan birisi. Zira kendisi yalnzca güle yenilmiştir. Rüyasında büyük bir zat ona, üç kere güle yenildiğinde pehlivan olabileceğini söyler. Ve üç kere güle yenilir. İlk önce sevdiği Gülçehre, ardından İbrahim Gülşenî hazretlerine yenilişi ve en sonunda da ölümü. Koca Yusuf gibi bir pehlivan, rakipsiz bir pehlivan ancak güle yenilirdi ve öyle oldu.

Koca Yusuf'a okurun tepkisi nasıl oldu?

Biz önceleri tefrika halinde yayınlıyorduk. Okurlarımızdan sürekli mailler geliyordu. "Bize işkence etmeyin. Toptan gönderin. Sabahı zor ediyoruz" şeklinde. Ve kitabı çıkarma kararı aldık. Okurun ilgisi gerçekten çok büyük oldu. Koca Yusuf'un 4. baskısını hazırlıyoruz. Ve ardından "Kara Ahmet Güreşte Kızıl Elmayı Aradı" yayınlandı. Yine okurlardan aldığım maillerle şunu söyleye bilirim ki, bu roman, TV dizilerini bile geride bıraktı.

"Türk kadar güçlü" sözünü dünyaya ezberleten Koca Yusuf ve Cihan şampiyonu Kara Ahmet. Neden güreşçiler?

Bizde spor yalnızca spor olsun diye yapılmazdı. Güreşte bunlar gibidir. Güreş sayesinde insanlar, fiziken savaşa hazırlanıyorlardı. Bu onları sürekli dinç tutuyordu. Tıpkı diğer ata sporlarımız cirit, ok atma gibi... Sporun gayesi farklıydı. Güreşin bir diğer özelliği de, pehlivanın yalnızca rakibiyle değil, kendi nefsi ve şeytanla da mücadele etmesidir. Tüm bu özellikleri bizi onu yazmaya itti.

Ve son kitap. "Görmedin mi Aliş'imi Tuna Boyunda?" Bu kitabın nasıl doğduğunu bize anlatır mısınız?

Benim annem ve babam göçmen oldukları için göçmen çocuğuyum. Ata yurdundan göç etmek zorunda kalan Türkleri ve ne şartlarla neden göç etmek zorunda olduklarını anlatmak gerektiğini düşündüğüm için bu kitabı hazırladım. Aliş türküsünü yakan gelinlerimizi, onları bu türküyü söylemeye iten sebepleri ve yüz karası diye adlandırabileceğimiz 93 Harbini ve bu harp sırasında elde edilen Plevne gibi zaferleri paylaşmak gerektiğini düşündüğüm için böyle bir eser oluşturdum.

Kitabınızda aynı zaman da, unutulmaya yüz tutmuş bazı geleneklerimizi tekrar hatırlatıyorsunuz. Bunlardan biraz bahsedebilir misiniz?

Evet bizi biz yapan değerlerimize, onları tekrar hatırlayarak sahip çıkabiliriz. Örnek olarak şunu söyleyebilirim. Gelinlerimize iki duvak bağlanırdı. Bunlardan biri al (kırmızı) diğeriyse yeşil olmak üzere. Al duvak bayrağımızı, şehitleri temsil ederken; yeşil duvak ise iffet ve namus gibi değerleri temsil ederdi. Al duvak gerdek gecesi gelinin elleri ile damada, yeşil duvakta, damat tarafından gelinin boynuna takılırdı. Bu ve bunun gibi tüm adetlerimizi kitapta yansıtmaya çalıştım.

Ülkemizin son dönemde maruz kaldığı bir iftira olan sözde soykırım meselsi var. Sizin kitabınızda Türkleri göç etmeye zorlamak için yapılan bazı eylemlere yer veriyorsunuz. Tüm bunlar esas soykırıma kimin maruz kaldığına işaret ediyor gibi.

O zamanki Rus Çar'ının kesin emri vardı. Tuna geçildikten sonra, orasını Bulgarlara vatan yapabilmek için tüm Müslümanları katletmek ve hatta Müslümanlara ait ne varsa yok etmek gibi. Buna kitapta yer vermeye çalıştım. İşte Aliş türküsü de aslında bu şekilde doğmuştur. Çünkü bu güne kadar böyle bir istilaya hiç alışık olmayan halk ne yapacağını bilememiş ve Aliş'i, yani Osmanlıyı aramıştır.

Son olarak, yeni çalışmalarınız olacak mı? 

Tabi ki… Yazarın işi yazı yazmak. Bundan sonrası için kafamda şöyle bir düşünce var; İlk Müslüman Türk hükümdarı Saltuk Buğra Han'dan başlayarak  "Kızıl Elmaya Yürüyenler" adlı, hükümdarları ve onların hayatlarını anlatan yeni bir çalışmanın içerisindeyim.

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı