Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Kaderin Önüne Geçilemez!
28 Ocak 2007 Pazar | 21:28

Ufuk KARCI'dan Fenerbahçe ve Milli Takımın değişmez file bekçisinin rüya gibi öyküsü

***

O, adını dünya futbol tarihine altın harflerle yazdırdı. Devlet Şeref Madalyası ile taçlandırıldı. Ve unutulmamalı ki bu yolda yalnızdı. Rüya gibi, ilginç bir hayat öyküsüne sahip. 10 Mayıs 1973 Antalya doğumlu Rüştü Reçber'den bahsediyoruz. Rüştü'nün, meslektaşlarının aksine futbolla tanışması değil de, bu kadar üst düzey bir futbolcu olma yolunda gördüğü, karşılaştığı durumlar daha ilginç.
 
Rüştü Reçber'in futbolla tanışması hemen hemen her erkek çocuk gibi küçük yaşlarda mahaller arasında yapılan maçlar ile olmuştur. Resmi kariyeri ise 1993 yılında Antalya'nın Küçükköy Spor Kulübü'nde amatör olarak başlıyor. "Bu rüya kadar ilginç yaşam öyküsü nerede?" diyorsanız, biraz sabırlı olmanızı tavsiye ederiz.

Rüştü, futbol oynadığı Küçükköy adlı amatör takımda bir kaleci olarak değil, bunun tam tersi bir 'forvet oyuncusu' olarak oynamaktaydı. Evet, yanlış yazmadım, siz de yanlış okumadınız. O, bir forvet, yani topu tutan değil, meşin yuvarlağa dans ettirten mevkideydi. Ancak onun yapması gereken bir golcü olmak değil, gölcüyü durduran kişi olmaktı.Tabii, o, henüz bunu bilmiyordu.

Küçükköyspor'un kalecisi askere gidince, ilk antrenörü olan Dursun Karasucu, ona 'Rüştü senin boyun uzun sen kaleye geç' dedi ve Rüştü Reçber, işte o andan itibaren adını altın harflerle futbol tarihine yazdıracak ilk adımı atmış oldu. Kim bilir, Rüştü belki o zaman kendini ikinci plana atılmış biri olarak hissederek, "Şuraya bak; hoca beni herhalde sahaya 11 kişi çıkalım diye kaleye gönderiyor. bu kadar mı kötüyüm?" diye hayıflanmıştır. Rüştü, belki, şimdilerde ona şükran duyuyor; "İyi ki de beni kaleye gönderdi" diyordur. Ve işte o günden sonra Rüştü kaleyi devraldı. Almak ne kelime, artık askerden diğer kaleci değil, bir tabur kaleci dahi gelse, o, bir numaralı formayı geri vermeye hiç niyeti yoktu.

Futbolla amatör bir forvet oyuncusu olarak başlayan Rüştü, bir anda kendini Antalyaspor'da profesyonel kaleci olarak buldu. Profesyonel takımda ise artık her geçen maç performansının üstüne koyarak diğer meslektaşlarına yetişen ve gelişen bir Rüştü olmuştu. Onun bu performansı Ümit milli takım antrenörü Fatih Terim'in de dikkatinden kaçmadı ve onu önce milli takıma aldı, ardından Türkiye'nin büyük futbol camialarından Galatasaray'a önerdi. Rüştü için İstanbul macerası böylece başlayacaktı ki; -ilginçtir- Rüştü bu büyük kente ayak uyduramayacağını düşünerek, belki de biraz çekinerek geri döndü.

Ama o, Türkiye'nin gözde futbolcularından biri olmayı kafasına koymuştu. Kendi isteği doğrultusunda başlamadan biten Galatasaray macerasının ardından bir diğer büyük kulüp Beşiktaş ile anlaştı, fakat Beşiktaş yolunda elim bir trafik kazası geçiren ve bu kazada çok yakın bir arkadaşını da kaybeden Rüştü için bu çok zor bir aşama olacaktı. Onu muayene eden Beşiktaş kulüp doktorun, "çok riskli almayın" demesi ve -o dönem Beşiktaş antrenörü olan Rasim Kara'nın, -ki kendisi zamanının en önemli kalecilerinden biridir- direktifleri doğrultusunda bu transfer süreci de oldukça tatsız bir biçimde sona erdi. Rüştü tekrar Antalya'ya döndü. Kadere inanmayanlarla ilgili güzel bir söz vardır; "Tesadüf,  inançsızların kadere taktıkları isimdir" diye. İşte Rüştü'nün başından geçen bu olaylar, yolunu, -Avrupa macerasını saymaksak- futbolu bırakana kadar formasını çıkarmayacak bir kulübe, Fenerbahçe'ye çıkardı.

Rüştü, 1994 yılında Antalyaspor'dan transfer edildi ve sezon sonuna kadar Antalyaspor'da kiralık oynadı. Fenerbahçe'de Engin İpekoğlu'nun yedeği olarak ikinci kalecilik görevi yapan Rüştü'nün Fenerbahçe'deki ilk resmi maçı 29 Ekim 1994'de Petrolofisi maçıdır. Bugün itibariyle Rüştü Reçber, 12 yıldır Fenerbahçe forması giymektedir ve genelde bu kulüpte en çok forma giyen beşinci futbolcu olmakla birlikte tüm zamanlarda Fenerbahçe'de en çok forma giyen kaleci unvanını da elinde bulundurmaktadır.

A Milli Futbol Takımı'nın 2002 yılında elde ettiği dünya üçüncülüğünün ardından, Pele tarafından 'yaşayan en iyi 100 futbolcu' arasında da gösterilen Rüştü, aynı zamanda devlet tarafından da üstün hizmet madalyası ile ödüllendirilmiştir. Transferlerin gözdesi haline de gelen Rüştü Reçber, dünya'nın sayılı takımlarından Barcelona'ya transfer olmuş ve 1 sezon burada forma giymiş, 16 aylık aradan sonra ise tekrar artık ismiyle özdeşleşmiş olduğu takım Fenerbahçe'ye geri dönmüştür. Ve 2007 itibariyle de 100. yılını kutlayan Fenerbahçe'nin kadrosunda yer almaktadır.

Rüştü, A Milli takımımızın son olarak oynadığı İtalya hazırlık maçında sağ ön diz bağlarının yırtılmasıyla sahalara 6 ay süreyle veda etmek zorunda kaldı. O, oynadığı müddetçe Türk futbollunun yetiştirdiği en önemli kalecilerden olduğunu sürekli ispatlamaya devam edecektir. Oynadığı maçlarda bilmem gözünüze çarptı mı? O, acı çekse de acısının son raddesine kadar onu yüreğinde saklamayı bilen ender birisidir. Kaç kez acılarla kıvrandığı halde takımını yalnız bırakmamıştır. Bu iyi bir şey ancak son zamanlarda bu kadar çokça sakatlanması bundan ileri gelmektedir.
 
Belki de Rüştü Reçber'in futbol oynamaya başladığı ilk yıllarda aklında bir Marco Van Basten olmak vardı. Ama onun kaderinde genç kaleci adaylarının hayallerini süslemek ve onlara "o'nun gibi kaleci olmak istiyorum" dedirtmek vardı. Bu öyle bir hal ki -ben yakînen tanıyorum- İstanbul'un Şirinevler semti amatör takım kalecilerinden birinin de, sorulduğunda, "en büyük hayalim sadece Rüştü Reçber ile bir saat idman yapmak" demesi gibi. Kim olduğunu söylemeyeyim; orası bir sır. Rüştü'nün çektiği acılar da cabası!

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı