Ana Sayfa
Özel Dosyalar
İnsan ve Toplum
İz Bırakanlar
Faydalı Bilgiler
 
Kültür Sanat
Polemik
Sudoku Oyna
Sesli Kütüphane
İletişim
Hakkımızda
Ö. Çetin Engin
Saflık, tarife muhtaç...
İrfan Atasoy
İyiyim!..
Vehbi Abimizin yazıları
"O büyük günde buluşuncaya kadar sevenlere sabır, selamet;
Mahrum kalmışlara da insaf ve itidal dilerim..." - Vehbi Arvas
Çetin Altan 81 yaşında
25 Haziran 2007 Pazartesi | 00:35

22 Haziran Cuma günü 81 yaşına basan Gazeteci-Yazar Çetin Altan, Milliyet'teki köşe yazısında duygularanını kaleme aldı. NTVMSNBC'ye konuşan Altan, "Bir yazar sağken değil, ölümünden 100 sene sonra hâlâ okunuyorsa yazardır" diyor.

 

"İnsanların yaşı, yaptıkları işlerle birlikte ikiz aynalara benzer. Bir astronotun yaş günüyle, bir maden işçisinin yaş günü aynı özetlerle yansımaz yaşam hikayelerine. Biz hayatımızı yazıyla bütünleştirerek, bir yazı emekçisi olarak yaşadık. Bir yazı emekçisi olarak Türkiye'den geçmenin ne anlama geldiğini, Hapishane Şiirleri Antolojisi'ne bakıldığı zaman görülür. Yazı adamları nasıl hayatlar yaratabildiler kalemleriyle? Bir de ona bakmak lazım. Orhan Kemal... Kemal Tahir... Yakup Kadri... Ne kadar para kazandılar yazdıklarından? Peki bu kalem sahipleri neden hem kanatlarını büyütemediler, hem de önemli bir bölümü senelerce hapishanelerden geçti?"

KALEM SAHİBİ Mİ ÜLKEYİ YÜCELTİR, KOLTUK SAHİBİ Mİ?
Çetin Altan, 81'inci yaşına girerken hissettiklerini bu sözlerle özetliyor. Türkiye'de hâlâ altı kişiye bir kitap, 29 kişiye de bir gazete düştüğünü anlatan yazar, 80 yılını şu soruyla bitirdiğini söylüyor: "Bu kadar hiç kimsenin kalem kağıtla ilgili olmadığı bir dünyada neden kalem kağıt bu kadar korkuttu acaba?" Ve devam ediyor: "Politikayla bilim arasındaki farkı değerlendirmek gerekir. Bir yazar sağken değil, ölümünden 100 sene sonra hâlâ okunuyorsa yazardır. Yani, o zaman 100 sene önceki bir politikacıyla bu yazar arasında, koltuk sahibi olmakla kalem sahibi olmak arasındaki fark ortaya çıkar. Kalem sahipleri mi yükseltir bir memleketin bayrağını? Yoksa koltuk sahipleri mi?"

30 YAZARIMIZ YUNANCA'YA ÇEVRİLMİŞTİR, KİMSE BİLMEZ
Altan'ın bir tespiti daha var; Türk insanının sık sıf hayıflandığı "Şu dünyada bizi kimse bilmiyor" diyenlere cevap niteliğinde... "Evrenselleşmenin değerlerinde bir ortak bahçesi var insanlığın. O bahçede ne kadar gül açıyorsa o kadar yeryüzünde var olduğun ispatlanmış sayılır. 'Bizi dünyada tanımıyorlar' diyor ya Türkler, bilmiyorlar ki örneğin 30 Türk yazarı Yunanca'ya çevrilmiştir, kimse ilgilenmiyor ki bunlarla. Politikacı ancak, o sırada kendi politikalarının propogandasını yapan bir katip zannediyor yazarı. 'Yazacaksa şunu yazsın' diyor. Oysa yazar, kendinden önce gelmiş yazı dünyalarına layık olmaya çalışan biridir. Bu ülkede bu evrensel değerleri benimsemek istemiyorlar. Yani yerelin önemlisi olmak istiyorlar, evrenselin yerlisi olmayı değil."

TÜRKİYE EVRENSELLİK DİLİNİ ÖĞRENEBİLECEK Mİ?
Altan, 81 yılda onlarca hükümet görmüş, lider tanımış, Türk insanını iyi analiz etmiş ve bu konuda yüzlerce yazı kaleme almış biri olarak, politikaya yaklaşımın 'Kurtar bizi baba' zihniyetinden öteye gidemediğini ifade ediyor:
"Yeryüzü artık dünya vatandaşlığına gidiyor. Türkiye bu dili öğrenebilecek mi acaba? Bu dili öğrendiğiniz kadar çağdaş olursunuz. Türkiye'nin bir avuç evrensel adamı bile Türkiye'de tanınmıyor. Siyasete bakıyorsunuz, meydanlara, propogandalara... 17 parti seçime giriyor. 2 metre 10 cm oy pusulası... Böyle bir vaka yeryüzünde yok. Nedir bu 17 parti arasındaki farklar? İnsanlar bunu da bilmiyor, ancak 'Kurtar bizi baba' Bir anlamda camiyle kışla kavgası bu. 'Vatanım için, milletim için' gibi ezberlerle olmaz ülkeye hizmet işi..."

Çetin Altan'ın 22 Haziran Cuma günü köşesinde 80 yaşı doldurmanın nasıl bir duygu olduğunu anlattığı yazısı ise şöyle:

81.

Plajlarda donla denize girmenin yasaklandığı sık sık hatırlatılan yaz mevsiminde; yılın en uzun 2'nci günü, 22 Haziran.
Bendenizin de, 80 yıl önce gece saat 23.30'da doğduğum tarih.
* * *
80 yaşına kadar yaşayıp, 81'ine basmak.
İnsanın 20'sine, 30'una, 40'ına, 50'sine kadar yaşamını sürdürüp gideceği kendisine doğal görünse bile, hiç aklına gelir mi 80'ine kadar yaşayacağı?
* * *
Cahit Sıtkı'nın "Otuz Beş Yaş" şiiri "Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder", diye başlıyor ve şöyle bitiyordu:
N'eylersin ölüm herkesin başında;
Uyudun uyanmadın olacak,
Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatım olacak,
Taht misali o musalla taşında.
* * *
Bizim ömür takvimi; Cahit'in, Dante'yi de örnek olarak belirlemeye çalıştığı dünya yolculuğunun sınırlarını, bir hayli aşmış gibi görünüyor.
Osmanlı protokolündeki "el etek öpme" dönemlerinin en sık tekrarlanan niyazı da şuydu:
- Allah uzun ömürler versin efendim!
* * *
Yeryüzünde daha uzun, daha uzun, daha uzun yaşama arzuları...
Uzun yaşamak, biraz da gitgide daha azalarak yaşamak değil mi acaba?
* * *
İnsanoğlu kendisinin ötesindeki yaşları, kendisi de o yaşa gelmedikçe algılayamıyor.
Bendeniz de, 20'sindeyken; merdivenleri çıkmakta zorlanan ciciannemin bacaklarından yakınıp durmasını, algılayamazdım.
* * *
Yaşlılar, kendi gençlik dönemlerindeki o güzelim dünyanın; gitgide bozulup pespayeleştiğini, sevgi, saygı, ahlak, zarafet diye bir şeyin kalmadığını tekrarlayıp dururlar hep.
Ömrün sonunda, dünyanın bozulduğu iddiasıyla dertlenmek; eski gençlik yıllarının sübjektif güzelliğine duyulan özlemlerle de ilgilidir biraz.
* * *
Türkiye'de bir yazı adamı olmak ve 60 yıl boyunca basıp durmak bizim "pancar motoru"nun tuşlarına...
Ve Yahya Kemal'in ünlü şiiri:
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
* * *
Hani, diyorum; pancar motorunun tuşlarından parmaklarım hiç ayrılmadan, konu verse şu son nokta...

Kaynak: Ntvmsnbc

  kültür sanat kategorisindeki en yeni içerikler
- Türk sinemasını bekleyen büyük tehlike…
- Sinemeseverler Azalıyor mu?
- Kâbe'deki Osmanlı Revakları Yıkılmayacak...
- TGRT FM 19 Yaşına Girdi....
- Van seyahatim...
- Mona Lisa'nın sırrını çözecek mezar açıldı!
- Cannes Film Festivali Başlıyor!
- İstanbul Film Festivali Başlıyor
- Burhan Kuzu’dan Gündem Oluşturacak Kitap...
- Mesir Festivali Başladı
- 3500 Vakıf Eseri Restore Edildi...
- Vizyona 6 Film Girdi...
- Oscar'a "Zoraki Kral" Damgası...
- Washington'da Osmanlı İzleri...
- Tarihî bir mevlid...
- 2010 Oscar adayları belli oldu...
- Vizyonda Bu Hafta...
- "Muhteşem" Tepki...
- Altın Küre'de "Sosyal Ağ" Damgası...
- "Muhteşem Yüzyıl"a Rekor Şikayet
- Necati Cumalı'nın bilinmeyen şiiri!..
- Mahmut hoca taburcu oldu!..
- Dizi Süreleri Kısalacak mı?
- S. Ahmet Arvasi dualarla anıldı...
- Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu...
- Bu kategoridekileri listele
   
SaatliMaarif.com
Sınırı çizilen her özgürlük tanımı kalemimizin mürekkebidir....
Bir Derinev Yapımı